DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde somut adımlar atılması gerektiğini belirten Hatimoğulları, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın çerçeve yasanın uygulanması için olağan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısının beklenmesine gerek olmadığı yönündeki açıklamasını hatırlattı.
Hatimoğulları, karşılıklı adımlar için gerekli zeminin MGK toplantısı beklenmeden hazırlanması gerektiğini ifade ederek Abdullah Öcalan’ın koordinatörü olacağı “Barış ve Siyasallaşma Kurulu”nun çalışmalarına acilen başlaması çağrısında bulundu.
“TÜRKİYE BÖLGEYE ASKER DEĞİL, DİPLOMASİ İHRAÇ ETMELİ”
Konuşmasında Orta Doğu’daki gelişmelere ve Mekke Anlaşması üzerinden gündeme gelen Suudi Arabistan’a asker gönderilmesi tartışmalarına da değinen Hatimoğulları, Türkiye’nin çatışmaların tarafı olmak yerine diplomasi yürütmesi gerektiğini savundu.
Mekke Anlaşması’nın henüz Meclis’te görüşülmediğini ve hukuki zemininin oluşmadığını belirten Hatimoğulları, şöyle konuştu:
“Çatışma yeni çatışmaları doğurur. Müzakere ise barışı inşa eder. (…) Türkiye bölgeye asker ve çatışma değil, diplomasi ve müzakere ihraç etmeli.”
Yemen ve Suudi Arabistan arasındaki saldırılarda sivillerin zarar gördüğünü söyleyen Hatimoğulları, taraflara saldırıları durdurma çağrısı yaptı. Türkiye’nin müzakere ve diyalog sürecinin başlaması için aracı olması gerektiğini ifade etti.
FON KRİZİ İÇİN 7 MADDELİK ÖNERİ
Hatimoğulları, konuşmasında fon krizine de geniş yer ayırdı. Krizi “yüzyılın vurgunu” olarak nitelendiren Hatimoğulları, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) 2025’in son çeyreğinde riski gördüğünü ve konunun 2 Aralık’ta Finansal İstikrar Komitesi’nin gündemine geldiğini belirtti.
Buna rağmen gerekli önlemlerin alınmadığını savunan Hatimoğulları, yaklaşık 450 bin kişinin doğrudan, milyonlarca kişinin ise dolaylı olarak krizden etkilendiğini söyledi.
Hatimoğulları, “Bu vurgun içeriden bilgi almadan, biri göz yummadan bu kadar büyük ölçekte olamaz” diyerek şu soruları yöneltti:
“Kim kime ne söyledi? Kim hangi bilgiyi önceden paylaştı? Kim kazanırken kim kaybetti? Kamu otoritesi neyi biliyordu? Hangi iktidar yetkilisi fon şirketlerinin sahipleriyle ilişkiliydi?”
DEM Parti’nin fon mağduriyetlerinin giderilmesi için yedi temel öneri sunduğunu belirten Hatimoğulları, halka herhangi bir maliyet yüklenmemesini, yurt dışına kaçırıldığı belirtilen paraların geri getirilmesini ve sorumluların mal varlıklarının dondurulmasını istedi.
Hatimoğulları ayrıca mağduriyetlerin herhangi bir miktar sınırı olmaksızın giderilmesi, ödeme tarihlerinin açıkça belirlenmesi, Meclis’te araştırma komisyonu kurulması ve sorumlu bürokratlarla siyasetçilerin hesap vermesi gerektiğini savundu.
Fonların portföylerinin, yöneticilerinin ve denetim raporlarının her ay kamuoyuna açıklanmasını isteyen Hatimoğulları, SPK’nin bağımsız denetim yapısına kavuşturulması çağrısında bulundu.
“VURGUN YAPMAK SERBEST, HABERİNİ YAPMAK SUÇ”
Fon kriziyle ilgili haberler nedeniyle gazetecilerin yargı süreçleriyle karşı karşıya kaldığını belirten Hatimoğulları, şu ifadeleri kullandı:
“Bu ülkede vurgun yapmak serbest, ama bunun haberini yapmak suç.”
Hatimoğulları, fon krizinde sorumluluğu bulunanların ortaya çıkarılması gerektiğini savunarak gazetecilere yönelik uygulamalara tepki gösterdi.
“SADECE CEBİMİZDEKİ PARA DEĞİL, İRADE DE TRANSFER EDİLİYOR”
Hatimoğulları, siyasi parti değiştiren milletvekilleri ve belediye başkanları üzerinden de iktidara eleştiriler yöneltti. Siyasi transferlerin seçmen iradesini zedelediğini savunan Hatimoğulları, parti değiştirenlerin seçildikleri görevlerden ayrılmasını öngören yasal düzenleme yapılmasını önerdi.
Hatimoğulları, ayrıca büyük ekonomik suçları ve sermaye piyasası yolsuzluklarını soruşturacak bağımsız, tarafsız ve uzmanlaşmış bir mahkeme kurulmasını, siyaset ile ticaret arasındaki ilişkiyi düzenleyecek siyasi etik yasasının çıkarılmasını istedi.
BARIŞ SÜRECİNDE SOMUT ADIM ÇAĞRISI
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin değerlendirmelerinde Hatimoğulları, örgüt yönetiminin 8 Ekim’de Türkiye içindeki ve yakın bölgelerdeki çekilmeye ilişkin açıklamasını “tarihi bir adım” olarak nitelendirdi.
Sürecin ilerlemesi için karşılıklı sorumlulukların yerine getirilmesi gerektiğini belirten Hatimoğulları, kayyum uygulamalarının sona erdirilmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın serbest bırakılması ve Abdullah Öcalan için umut hakkının uygulanması yönündeki talepleri gündeme getirdi.
Hatimoğulları, Takip, Koordinasyon ve Uygulama Kuruluna bağlı dört alt komisyonun bir an önce oluşturulmasını ve fiilen çalışmaya başlamasını istedi.
Öcalan’ın koordinatörü olacağı “Barış ve Siyasallaşma Kurulu”nun da gecikmeden faaliyete geçmesi gerektiğini belirten Hatimoğulları, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin siyasallaşma koordinatörlüğüne ilişkin açıklamasına da dikkat çekti.
Hatimoğulları, “Bu nedenle Sayın Öcalan’ın özgür yaşar ve özgür çalışabilir koşulları acilen sağlanmalıdır” dedi.
MECLİS İZLEME KURULU HENÜZ KURULMADI
Hatimoğulları, Meclis İzleme Kurulunun henüz oluşturulmadığını belirterek TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un Meclis’te temsil edilen bütün siyasi partilerle görüşmesi gerektiğini söyledi.
Kurulun yalnızca sembolik bir yapı olmaması gerektiğini vurgulayan Hatimoğulları, sahada gözlem yapmasını, süreçte yaşanan tıkanıklıkları ve gecikmeleri tespit etmesini, taraflarla görüşerek rapor hazırlamasını istedi.
Kadın örgütleri ve Alevi kurumlarının da sürece doğrudan katılabileceği mekanizmaların oluşturulması gerektiğini belirten Hatimoğulları, kurulun demokratikleşme adımlarına katkı sunacak şekilde çalışması çağrısında bulundu.